8 Ekim 2012 Pazartesi

Dramafon Derneği 2. Olağan Genel Kurulu 6 Ekim cumartesi günü gerçekleşti...


MANİFESTO DRAMAFON...


DRAMAFON

Olup bitenlere göz yumabilirsiniz…
Ama kulaklarınız her şeyin şahididir…

22 Eylül 2012 Cumartesi

"Radyo Kuramı ve Sinema Üzerine" Bertolt Brecht




"Ben burjuvazinin radyo buluşunun yanı sıra bir buluş daha yapmasını istiyorum: radyoyla iletilebilecek olanı bütün zamanlar için saptama imkânı veren bir buluş. Böylece daha sonraki nesiller, bir sınıfın, söyleyeceklerini bütün dünyaya söyleyebilme imkanı elde ettiğini, fakat aynı zamanda aslında dünyaya söyleyecek hiçbir şeyi olmadığını görme imkânı sunduğunu hayretler içinde göreceklerdir. 

Söyleyecek bir şeyleri olan fakat dinleyici bulamayan bir adamın durumu kötüdür. Fakat daha da kötüsü, kendisine bir şeyler söyleyecek birini bulamayan dinleyicilerin durumudur."
                                                                                                                 Bertolt Brecht

5 Ağustos 2012 Pazar

RADYO- Mustafa Kemal ATATÜRK

Atatürk'ün Mikrofonu

“Sinema, gelecekteki dünyanın bir dönüm noktasıdır. Şimdi bize basit bir eğlence gibi gelen eğlence olan radyo ve sinema bir çeyrek asra kalmadan yeryüzünün çehresini değiştirecektir.Japonya’daki kadın, Amerika’daki  zenci, Eskimo’nun ne dediğini anlayacaktır.Tek ve birleşik bir dünyayı hazırlamak bakımından sinema ve radyonun  keşfi yanında tarihte devirler açan matbaa,barut,Amerika’nın keşfi gibi olaylar oyuncak nispetinde kalacaktır.”

 Mustafa Kemal ATATÜRK

22 Haziran 2012 Cuma

20 Haziran 2012 Çarşamba

7/24 Sanat Maratonu

Bianet :: 7/24 Sanat Maratonu -

Sanatçılar, Şehir Tiyatroları'nda yapılan yönetmelik değişikliğini ve devlet tiyatrolarının özelleştirilmesini "Sanat Maratonu"nda 22 Haziran'a kadar yedi gün 24 saat kesintisiz protesto edecek.





 24 saat durmadan ve günlerce sürecek olan Sanat Maratonu'muz, 16 Haziran 2012 Cumartesi günü, Kadıköy Selamiçeşme Özgürlük Parkı'nda, saat 17:00 de okunacak basın bildirisinin ardından başlayacak!

16-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirmeyi amaçladığımız ve ardı ardına eklemlenen, tiyatro, dans, müzik, şiir dinletileri, söyleşiler, kısa film gösterileri gibi, sanatın pek çok dalından gönüllü katılımlarla oluşturulan Sanat Maratonu'muz, gece gündüz devamlılığı nedeniyle bir ilk olma niteliği taşıyor. 

Genco Erkal, Tülay Günal, Vedat Sakman, Grup Gündoğarken, Levent Kırca, Çiğdem Erken, Güvenç Dağüstün, Fırat Tanış, Ufuk Karakoç ve daha pek çok sanat meslek örgütünün, Şehir Tiyatrosu, Devlet Tiyatrosu, Özel Tiyatrolar, Üniversite topluluklarından sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilecek bu benzersiz "Sanat Maratonu"Guınness gözlemcilerince de takip edilecektir. Halk ile sanatın ve sanatçıların buluşması ve dayanışması için tasarlanan, dünyada bir benzeri daha olmayan Sanat Maratonu'muza herkes davetlidir.


Sanatçılar, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yapılan yönetmelik değişikliğini ve devlet tiyatrolarının özelleştirilmesini "Sanat Maratonu"nda protesto ediyor.
16-22 Haziran arasında Kadıköy Selamiçeşme'deki Özgürlük Parkı'nda başlatılan "Sanat Maratonu"nda tiyatro, dans, müzik, şiir dinletileri, söyleşiler ve kısa film gösterileri gibi pek çok dalda gönüllü sanatçıların eserleri sergileniyor.
Cumartesi günü, Aslı Öngören'in ortak açıklamasını okumasıyla yedi gün 24 saat sürecek "Sanat Maratonu" başladı.


"Tepkimizi sanatla dile getireceğiz"

Öngören açıklamasında özgür sanat için sessiz kalmayacaklarını belirterek şöyle devam etti:
"Hiç kimse sanat ve sanatçı ile halkın arasına nifak sokamaz. Dedik ki seçilmişlerin asıl görevi sanata ihtiyacı olan özgür ortamı sağlayacak altyapıyı oluşturmaktır. Bunu sadece sanatçı için değil halk için yapmak zorundadır. Yapmazlarsa sanat buna sessiz kalmaz.
"Bugün umutlarımız da kaygılarımız da azalmış değil. Başlattığımız sanat maratonunun amacı en iyi bildiğimiz zeminden yani sahne üzerinden tüm sanat dallarının diliyle ardı ardına kaygılarımıza ve umutlarımıza dikkat çekmektir. Gayretimiz tüm insanların birbirini anladığı ve saygı duyduğu aydınlık yarınlar içindir. Bu meram anlaşılana kadar susmadık susmayacağız."
İlk gün eyleme, Grup Cem Davran, Engin Alkan, Sevinç Erbulak ve Grup Gündoğarken katıldı.
Destek verenler: İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği, TOBAV, TODER, OYÇED, TOMEB, Türkiye Eleştirmenler Birliği, ÇASOD, DETİS, Sanatçılar Girişimi, Amatör Tiyatro Çevresi, Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ve Alternatif Tiyatro Mekanları Ortak Girişimi. (NV)

17 Haziran 2012 Pazar

Türkiye Radyo Oyunu Tarihi'nde bir milat: BELDAN KABALAK

Beldan Kabalak, ülkemizde Radyo Oyunu üzerine ilk akademik çalışmayı yapmaya girişen kişidir. Fakat lisans tezi reddedilmiştir. Kendisi de hem tezini hem de tezinin reddedilme aşamalarını kitaplaştırmıştır. Bu çalışma Dramafon Tarihimiz için bir milat değerindedir.



Bu  önemli kitabın bazı bölümlerini sizlerle paylaşıyoruz...
DRAMAFON  

16 Haziran 2012 Cumartesi

NEDEN "HALA" RADYO OYUNU?


           NEDEN "HALA"  RADYO OYUNU?


1999 yılında TRT İstanbul Radyosu’nda radyo oyunu yapımcılığına başladığım ilk günlerde soranlara tam olarak ne iş yaptığımı anlatırken oldukça zorlandığımı anımsıyorum.  Bununla birlikte o günlerden bu günlere kadar insanlara mesleğimden söz hala karşılaştığım hiç ama hiç değişmeyen bir şey var. Öncelikle radyo oyunu ya da arkası yarından söz açıldığında hemen herkes bir an için geçmişe döner ve radyo başında merak ve heyecanla geçirdiği dakikaları, saatleri buruk bir özlemle anımsar. Ülkemizde henüz televizyon yayıncılığının başlamadığı ve televizyon alıcılarının radyolar kadar yaygınlaşmadığı yıllarda, radyonun ve radyo oyununun önemini, değerini ve işlevini hemen herkes anımsar ve istisnasız kabul eder. Bununla birlikte kimileri, seksenli yıllardan sonra TRT radyolarının radyo tiyatrosu ve arkası yarın yapımlarına son verdiğini ve bu türlerin geçmişte kaldığını düşünürler. Bir tür olarak radyo oyunlarını dinlemeyi bırakanlarda, sanki artık böyle bir türün var olmadığı gibi garip bir düşünce hâkimdir. Oysa TRT’de radyo oyunları, radyo tiyatrosu, arkası yarın ve çocuk bahçesi yayın kalıplarında yapım ve yayınları hiçbir dönemde kesintiye uğramamıştır. Radyo tiyatrosunu kendi deyişleriyle ‘eskiden’ çok seven ve çok dinleyen bu kesimin yanı sıra, gerek kamuoyu araştırmaları sonucunda gerekse kişisel gözlemlerle emin olduğumuz bir gerçek vardır ki o da ‘hala’ radyo oyunlarını dinleyen geniş bir kesimin var olduğudur. 

George Bernard Shaw



" Radyoda oyunlar yayınlamak istiyorsunuz ve görünmez oyunun yeni bir şey olduğunun, eski yöntemlerle yapılamayacağının farkına varmak yerine; en güzel kadın oyuncuların ve meşhur yönetmenlerin peşine düşerek alışılmış teatral gösterilerde ısrar ediyorsunuz ve halka diyaloga kulak misafiri olma lütfunu bahşediyorsunuz. Bu saçmalıktır."

                                                                                                                     George Bernard Shaw
                                                                                                                                     1925

29 Nisan 2012 Pazar

SOSYALİST RADYO


Radyo Mühendisliğinin Desteklenmesi İçin J.V Stalin Ve S.S.C.B Politbüro Üyelerine Mektuplar

20 Nisan 2012 Cuma

RADYOMANİ




 Kokainoman
 eroinoman
 nikotinoman
 megaloman
 Filan var ya Hacıbaba,
 ben de elli beş yaşında bir radyomanım.
 Yani İlletimiz radyomani
 İnsanların seslerini dinliyorum,
 Dünyanın dört bucağından bana sesleniyorlar.
 Onlarla alakamız uzaktan,
 Yaptıkları işler umurumda değil
 Bunları nasıl anlattıklarına meraklıyım.
 Şarkılarını da seviyorum doğrusu
 Hangi dilde, hangi usulde olursa olsun,
 Yeryüzünün bütün şarkılarını.
 Fakat farkında mısınız?
 Şimdi hem şarkı söylüyorlar,
 Hacıbaba,
 Hem de gırtlak gırtlağa harbediyorlar yine.
 Nasıl harbettiklerini de bir anlatıyorlar hani,
 Sanırsın şarkı söylüyorlar aşka dair.

(NAZIM HİKMET RAN)






13 Nisan 2012 Cuma

CHE'nin İSYAN RADYOSU...!


Radyo Rebelde




“Burası, adanın doğu eteklerindeki asi kamplarından her akşam 17.00 ile 21.00 saatleri arasında tüm Küba’ya yayın yapan İsyan radyosu Sierra Maestra’nın Sesi, Radyo Rebelde…”

11 Nisan 2012 Çarşamba


Radio adidas Originals iPhone & iPad Uygulamaları
6 Mayıs 2011 tarihinde yayın hayatına başlayan Radio adidas Originals, şimdi de ücretsiz iPhone ve  iPad uygulamaları ile dinleyicileriyle buluşuyor. Yeni nesil elektronik müzik, house, disco, electro-pop, indie-rock, downtempo ve lounge müzik türlerinde adidas Originals’a özel setleri ve birçok sanatçının özel yayımlanan parçaları Radio adidas Originals’ta yer alıyor. 7/24 yayın yapan radyo, günün her saati için ayrı programlara ve birçok yerli/yabancı isme de ev sahipliği yapıyor. Şimdi sıra, web üzerinden keyifle dinlediğiniz Radio adidas Originals’ı yolda, sokakta, arabada, kısacası nerede isterseniz orada dinleyebilmenizi sağlayacak, Radio adidas Originals iPhone&iPad uygulamalarını deneyimleme vakti.
iPhone Uygulamasını Yüklemek İçin;
http://itunes.apple.com/us/app/radio-adidas/id493989801?mt=8
iPad Uygulamasını Yüklemek İçin;
http://itunes.apple.com/us/app/radio-adidas-hd/id494052504?mt=8


http://www.radioadidasoriginals.com/#/all-originals-news/486/radio-adidas-originals-iphone-ipad-uygulamalari

8. BÜYÜK GÜÇ OLARAK RADYO





6 Nisan 2012 Cuma

Dramafon Dersleri 1: TÜRKİYE RADYO OYUNU TARİHİNE GİRİŞ



TÜRKİYE RADYO OYUNU TARİHİNE GİRİŞ

Türkiye’de radyo oyunu tarihinden söz etmeye kısaca radyonun ülkemizdeki gelişim çizgisinden söz ederek başlamakta yarar var.
Orta doğuda ilk düzenli radyo yayını, Londra’dan yalnızca üç yıl sonra Türkiye’de 1925’te başlamıştır. Bir fikir oluşturması açısından örnek vermek gerekirse orta doğunun en önemli ülkelerinden biri olan Mısır’da radyo yayınlarının başlangıç tarihi 1934’tür. Türkiye’de radyo yayıncılığı alanındaki ilk çalışmalar 1923 yılında ülkemizde mesleki eğitimin gelişiminde büyük bir paya sahip olan  Muallim Rüştü Uzel’in telsiz telefon denemeleridir. Fransız işgal kuvvetleri komutanı General Charpie’nin, İstanbul’dan ayrılırken geride bıraktığı telsiz telefonla İstanbul’daki Yüksek Öğretmen Okulu’nun kimya öğretmeni Rüştü Uzel, öğrencileriyle birlikte 19 Mart 1923 tarihinde Yüksek Öğretmen Okulu’nun bodrum katında deneme yayını gerçekleştirir.  Yayın, İstanbul Üniversitesi’nde o zamanki adıyla Zeynep Kamil Konağında toplananlar tarafından dinlenir. 20 Mart 1923 tarihli Tevhid-i Efkar Gazetesi bu yayına yer veren elimizdeki en önemli kaynaktır.

KİTAP ÖDÜLLÜ YARIŞMA!!!! 2


KİTAP ÖDÜLLÜ YARIŞMA!!!!
KİMDİR BU SESİN SAHİBİ?



AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYIP DOSYAYI İNDİRİN DİNLEYİN…( 1,4 MB yani çok kısa bir kayıt) 
https://hotfile.com/dl/152027174/b4620ff/Kimdir_bu_sesin_sahibi.mp3.html


SESİN SAHİBİNİ TANIDINIZ MI?

TANIDIYSANIZ;

 "Bu siteye katılın" butonunu tıklayıp siteye katılın. Aşağıya yorum olarak bu sesin sahibinin kim olduğu hakkındaki düşüncelerinizi kaydedin. Siteye katılıp doğru yanıtı veren ilk okurumuza "1924 Dünya tarihinin İlk Radyo Oyunları" adlı kitabı armağan edeceğiz.
Yarışmamız 8 Nisan Pazar günü saat 15.00'te sonuçlanacaktır.

5 Nisan 2012 Perşembe

Dişime Radyo Kaçtı Ya da Dişimde Radyo Var

Dişime Radyo Kaçtı 
 Ya da 
 Dişimde Radyo Var






Gold filling: Altın kaplama
Enomel: diş minesi
Rectifier crystol: alıcı dolgu maddesi
Nerve filoments: sinir iplikçikleri
Dental pulp: diş özü
Maxillary or mandibular nevre: diş siniri








Bazı nadir durumlarda insanların azı dişlerindeki dolgular radyo dalgalarını algılayabiliyor. Herhangi dalgasal akımın AM radyo dalgalarını yakalayabilmesi olanaklıdır. Azıcık aşınmış metal dolguların ya da elektrolitik bağlantının bile böyle bir olanağı vardır. Bu sistem set kristal ile çalışan radyo alıcısından çok da farklı değildir. Tekrarlamak gerekirse, metal diş dolgularının böyle bir işlevi olabiliyor. Tek sorun sadece son derece olasılık dışı olmasıdır. Ama eğer verici istasyona kısa bir mesafede bulunuyorsanız ve gezegenlerde bir ipe dizilmiş boncuklar gibi aynı sıraya dizilmişlerse… 1920’lerin başından itibaren bu olguyla ilgili söylentiler var.

John Smith
1961’de ön dişlerinden biri çürümüş ve oyulmuş. Böylelikle dişine, diş köküne pirinç telle tutturulmuş bir dolgu  yerleştirilmiş. Bundan sonra Bay Smith açık havada gezerken sıklıkla kafasının içinde çoğu o dönemin rağbet gören şarkıları olan müzik sesleri duymaya başlamış. Bay Smith müziği yumuşak fakat belirgin olarak tanımlıyormuş. Eğer iddia ettiği gibi radyoyu duyabiliyor olsa bile, sunucunun sesini ve reklamları hiç duymamış ve hangi radyo olduğunu da tanımlayamıyormuş. Bir iki yıl sonra Bay Smith yeni bir dişçiye gidince, dişine kablosuz bir dolgu yerleştirilmiş ve müzik sesi kesilmiş.

Jane Smith
1947 yılında Cleveland’dan Rhode Island’a trenle giderken, kafasında radyo sesleri duymuş. Bu deneyimi 10 dakika sürmüş. Hangi radyo kanalını dinlediğini anlayamamış ama reklamları ve sunucunun sesini duyduğunu hatırlıyormuş. O sıralar dişlerinde gümüş dolguları varmış. 






                                                                                                    Derleyen ve Çeviren: Evrim Baştuğ

PEDALLI RADYO







PEDALLI RADYO



1907 yılında Alfred Traeger Avustralya’da çiftçilik yaparken, evleri ile evlerinden yaklaşık 50 metre uzakta olan ambarları arasında bir telefon hattı kurarak ailesini şaşırttı. Elinde uzmanlık gerektiren hiçbir donanımı yoktu. Traeger telefonun mıknatıslarını pervanenin çatal dişlerinden, diyaframını tütün tabakasının teneke kapağından, ve karbon taneciklerini de mutfak kuzinesindeki kömürlerden imal etmişti. Böylelikle ailesi onu elektrik mühendisi olması için okula göndermeye karar verdi. Henüz 20 yaşına gelmeden Traeger bir verici imal etti ve Mors alfabesiyle mesaj göndermeye başladı.

Amerika’da olduğu gibi Avustralya’da da radyo 1920’lerde sıçrama yaptı. Yalnız kitlelere ulaşmak çok zor oluyordu. Avustralya çok geniş bir alana yayılmıştı. Yüzölçümü Amerika’nın beşte dördüydü ve bütün kıta tek bir ülkeye aitti; Avustral’yaya. Nüfusun %85’i çoğunlukla doğu ve güney sahil şeridindeki kırsal kesimlerde yaşıyordu. Böylece radyo yaygınlaştıkça, çözüm olarak taşradaki kırsal yalnızlığı açığa çıkarmış oldu. Kıtanın iç kesimlerindeki kırsal alanların yerlilerinin beş tüplü karmaşık radyoları almaya maddi güce elvermiyordu. Eğer satın alabilselerdi bile çoğunlukla dalgalı akım kullanamıyorlardı (hatlar döşenmiş olsa bile).

Böylelikle Alfred pedallı telsiz radyoyu keşfetti. 1927’den sonra pedallı telsiz radyoyu iyice geliştirdi. Kullanıcılar sadece pedalları çeviriyor, üretece güç gitmesini sağlıyordu. Bu açık arazideki çiftlikler, şehirden uzak alanlarda görev yapan istasyonlar ve hatta Avustralya’nın yerli toplulukları için, gerçekten büyük bir yenilikti. Yerli topluluklar bunlara “Orman Şebekesi” diyorlardı ve pedallı radyolar çabucak merkezden uzak alanlarında ve kıtanın kuzey bölümünde kalan alanların da yayıldı.








                                                                                                                               Derleyen ve Çeviren: Evrim Baştuğ